Osmaniye

Osmaniye’de Gezilecek Yerler

Akdeniz bölgesinde yer alan, sıcak ve ılımlı iklimi ile kış mevsiminde rahat bir şekilde gezip görebileceğiniz, yaz mevsiminde ise sıcak ve nem ile bunaltıcı bir havaya sahip olan, insanları sıcak ,saf, temiz ve cana yakın olan bir ilimizdir. Burada hırlısı, hırsızı, iti, uğursuzu olmaz. İnsanlar genelde birbirlerini tanırlar.

Kırmıtlı Kuş Cenneti

Kırmıtlı Kuş Cenneti, Kastabala Vadisi’nde bulunan kuş alanlarından biridir. Bölgede gözlemlenen önemli türlerden bazıları şunlardır: Gece Balıkçılı, Yalıçapkını, Alaca Yalıçapkını ve İzmir Yalı. Kırmıtlı Kuş Cenneti bugüne kadar tespit edilmiş 250 kuş türü bulunmaktadır.

Kırmıtlı Kuş Cenneti’ne nasıl gidilir?

Osmaniye-Kadirli yolu üzerinde bulunan, Osmaniye’ye 15 kilometre uzaklıktaki Kırmıtlı beldesine Osmaniye merkezden kalkan Kadirli otobüsleri ve Köy Koop. minibüsleri ile 20 dakikada ulaşabilirsiniz.

Kırmıtlı Kuş Cenneti

Karatepe Aslantaş Milli Parkı

Karatepe – Aslantaş Milli Parkı 1958 yılında Türkiye nin 2. ve en büyük parkı olarak ilan edilmiştir. 4.145 hektarlık alanda kurulmuştur. Asgari sosyal İhtiyaçlara cevap p verebilecek tesisler bulunmaktadır. Orman ve Su işleri Müdürlüğünce bir çok düzenlemenin yanında yeni piknik alanları ve çardaklar yapılmıştır. ( wc,otopark, içme suyu ve büfe bulunmaktadır. ) Aslantaş baraj gölü ile milli parkın iç içe olduğu bu yer, bir çok tabiat güzelliğini aynı anda insana yaşatan nadir alanlardandır. Kurulan milli park sayesinde, nesilleri yok olmaya yüz tutan bazı hayvan (turaç kuşu-karaca) ve ağaç türleri de (bodur meşe-Halep çamı) yok olmaktan kurtarılmıştır. Türkiye’nin ilk Açık Hava Müzesi olan, Karatepe – Aslantaş Açık Hava Müzesi, Milli Park içerisindedir. Aslantaş baraj gölünü çevreleyen milli Parkta, kamp kurup piknik yapılabilmektedir.

Karatepe Aslantaş Milli Parkı

Nasıl Gidilir: Osmaniye şehir merkezine 33 km, Kadirli İlçesine ise 22 km mesafede olup, Kadirli Kızyusuflu Köyü sınırları içinde ve Aslantaş Baraj Gölü kıyısında ormanla kaplı piknik ve kamp yapmaya müsait bir alandır.

Ağcabey Cami

Bahçe ilçe merkezi Atatürk meydanında bulunan caminin kitabesine göre Ağcabey isimli kişi tarafından 1809’da yeniden yaptırılmıştır. Diğer taraftan bugün yarı ahşap olan caminin kargir kısımlarının Dulkadiroğullarından Alaü’d Devle zamanında (1489-1490) yapılmış olduğu ileri sürülmektedir. Gerçekten de bugünkü caminin gösterişli minaresi, eserin, daha eski bir tarihe ait olduğunu göstermektedir. Bahçe ilçesi dışında ve istasyon yakınında bir mezarlık içindeki iki türbeden biri Ağcabey’e, diğeri ise ailesine aittir. Türbelerin her ikisi de kare planda etrafı açık ve üzeri kubbelidir. Ağcabey cami Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Minaresi kalarak cami kısmı projeli olarak yeniden tamamen yıkılarak gerçeğine uygun yaptırılmış ibadete açılmıştır.

Ağcabey Cami

Ala Cami

Alacami, Roma, Bizans ve Türk İslam Medeniyetlerini bir arada yaşatan Osmaniye İlinin ayakta kalan en önemli abidesidir. Aynı zamanda arkeolojik, sosyo-kültürel ve dini açıdan çok önemli bir kültür mirasıdır. Prof. Dr. Halet Çambel başkanlığında gerçekleştirilen 1997 yılı Alacami kazısı sonuçlarına göre ilk evresinin Roma Çağı yapısı olduğu belirtilsede Osmaniye Müze Müdürlüğü Başkanlığında yapılan kazılar sonucunda Alacami5nin kyriptası ile birlikte kilise olarak yapıldığı ve tüm çevresinin mozaiklerle kaplı olduğu, kuzey ve batı kısmındaki mozaikli alanlar revaklı iken doğu ve güneydeki mozaikli alanların ise üstü açık olduğu anlaşılmıştır. Dışarıdan girişli kyriptası bulunan benzer kiliselere Adana İli Tufanbeyli İlçesinde yer alan Şar Kırık Kilise örnek gösterilebilir. Yapı hakkında çok sayıda yayın hazırlayan Bayliss yapının ilk olarak bir manastır olarak yapıldığını ve buranın Hristiyanlar için bir haç merkezi olabileceğini iddia etmektedir. Kazı sonrası elde edilen buluntular da Bayliss’in düşüncesini desteklemektedir. Alacami; Bizans döneminde bir kilise olarak yapılmış, Dulkadiroğulları döneminden itibaren ise cami olarak İşlev görmüştür. Dulkadiroğlu Alatiddevle Bozkurt Bey’İn oğlu Kasım Bey 15. yy da kilisenin batı tarafına bir minare ve şapelin güney duvarına bir mihrap ekleterek ve babası adına camiye çevirerek buraya “Alaüddevle Mescidi” adını vermtiştir. Halk “Alaüddevle Cami’ kısaca “Ala Cami” demiştir. Günümüzde de halen Alacami denmeye devam etmektedir. Yapılan çalışmalar Alacami’nin 4 farklı evresinin olduğunu bize göstermektedir; Birinci Evre(Erken Bizans Dönemi): Bu döneme ait kalıntıların ilki kuzeydeki mozaiklerdir. Yine batıda ise Roma sütun parçaları ve mimari plastik parçaların temelde devşirme olarak kullanıldığı zemini mozaikle kaplı olan bir platform ve Alacamiye çıkışı sağlayan dört basamaklı bir merdiven Erken Bizans Dönemine aittir. Yine Alacami’nin güney doğu kısmında Erken Bizans Dönemine ait su yapısı tespit edilmiştir. Bu yapının ince tesseralardan oluşan mozaikleri yapının nymphaion olabileceğini akla getirmektedir. Ancak bu döneme ait en önemli buluntular Alacami’nin güneyinde yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmıştır. Güneyde gerçekleştirilen kazılarda doğu batı doğrultulu ve bir apsisle sona eren bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Yapının güney duvarı günümüzde halen kullanılan okul duvarının altına doğru devam etmektedir. Tek netli bu mekanın zemini büyük oranda tahrip olmuş ve orijinal zemin kotunun altında kalmıştır. Mekanın doğusunda tespit edilen zemin tuğlaları yapı zemininin tuğla ile kaplı olduğunu göstermektedir. Yapıdan batıya doğru devam eden sütun sıraları ve bu alanın batı kısmında ele geçen mozaikler burada yer alan revaklı yapının da zemininin mozaiklerle kaplı olduğunu göstermektedir. Arazi yapısına göre Alacami’nin avlusu da farklı kotlarda bulunmaktadır. Güneyde yer alan avlu iki bölümden oluşup yine güney yönünde revaklı bölüm ile sonlanmaktadır. İkinci Evre (Orta Bizans Dönemi): Bu Dönemde yapı bazilikal planlı bir kiliseden tek netli bir şapele çevrilmiştir. Yapı güneyindeki tek netli mekanın apsis bölümü bir duvar ile kapatılmış ve mekan içine bir sıra sütün dizisi yerleştirilmiştir. Üçüncü ve Dördüncü Evre (Dulkadiroğulları ve Osmanlı DÖnemi): Bu dönemde yapının kuzeyine iki bölümlü bir sarnıç eklenmiştir. Sarnıçın doğusunda tespit edilen künkler ile su yolunun sarnıç ile ilişkili olması muhtemeldir. Sarnıçın güney duvarında Kelime-i Tevhit ve Arapça duhul(giriş) anlamına gelen bir yazı bulunmaktadır. Tespit edilen bu yazı ile sarnıç Osmanlı Döneminde de kullanılmış olmalıdır. Ayrıca yapının güneybatısında seramik fırını tespit edilmiş olup özellikle batı ve güney tarafta açılan çok sayıda çöp çukurunun ise seramik atölyesinin atıklan için açıldığı düşünülmektedir. Bu çukurlarda Osmanlı Dönemine ait olmalıdır.

Nasıl Gidilir: Osmaniye İline 45 km. Kadirli İlçe merkezinde bulunan Alacamiye karayolu ile ulaşmak mümkündür.

Ala Cami

Karaçay Şelalesi Mesire Alanı

Osmaniye şehir merkezine 4 km mesafede bulunan Karaçay mesire alanından sonra 3,5 km uzunluğundaki tabiat parkının sonunda Karaçay şelalesi bulunmaktadır.

Karaçay deresi dik yamaçlardan aşağıya inerken 25 m yüksekliğinde Karaçay Şelalesini oluşturur. Eşsiz güzelliği ile doğa severler için muazzam bir manzara arz eden Karaçay Şelalesi bölgeye ayrı bir değer katmaktadırr. Karaçay Şelalesi belli bir mesafe arabayla gidildikten sonra ancak patika yolla ulaşılabilen bakir bir doğa harikasıdır. Çukurova’ya has doğal bitkilerin yetiştiği bu alan aynı zamanda günübirlik mesire ve trekking alanıdır. Ayrıca ihtiyaca cevap veren küçük çaplı lokantalar bulunmaktadır.

Nasıl Gidilir: Karaçay Vadisi Şehir merkezine 4 km mesafede olup, mesire alanınıa ulaşılmaktadır. Mesire alanından karaçay şelallesine ise 3,5 km. yürüyüş sonunda ulaşılabilmektedir.Ulaşımı, minibüs ve taksilerle yapılmaktadır.

Karaçay Şelalesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu